×

Bilgilendirme!

Söz konusu bilgiler kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

 
Karaciğer Tümörleri
 
Karaciğer kanseri, karaciğerdeki hücrelerden köken alan bir kanser türüdür. Karaciğer; karnın sağ üst kısmında diaframın altında, midenin üstünde yer alır. Karaciğer içerisinde birçok farklı tipte kanser gelişebilmektedir. Karaciğer kanserinin en yaygın tipi, hepatoselüler karsinomdur. Amerika’da yılda 18.000 yeni primer karaciğer kanseri görülmektedir. Diğer tipler (intrahepatik kolanjiyokarsinom, hepatoblastom gibi) ise daha nadir görülür.
Karaciğere yayılım göstermiş olan kanserler, karaciğer hücrelerinden köken alan kanserlerden daha yaygın görülmektedir.  Kanser;  kolon (kalın barsak), akciğer ya da meme gibi vücudun başka bir alanında başlamaktadır ve karaciğere yayıldıktan sonra; karaciğer kanseri isminden daha ziyade, metastatik kanser olarak isimlendirilmektedir. Bu tarz kanserler, köken aldığı organın ismiyle anılmaktadır (kalın barsaktan köken alıp karaciğere yayılım göstermiş olan kanserin “metastatik kolon kanseri” olarak adlandırılması gibi). Karaciğere en sık metastaz yapan tümörler kolon kanserleridir ve tedavide cerrahi öncelikle düşünülmekle birlikte cerrahi için uygun olmayan hastalara yapılacak farklı tedavi seçenekleri de mevcuttur.
 
Belirti ve Bulgular
 
Çoğu kişi primer (karaciğerden köken alan) kanserlerin erken döneminde herhangi bir belirti ve bulgu göstermemektedir. Belirti ve bulgular ortaya çıktığında ise şunları içerebilir;
 
  • Nedeni belirsiz kilo kaybı
  • İştah kaybı
  • Üst karın ağrısı
  • Mide bulantısı-kusma
  • Genel halsizlik ve yorgunluk
  • Karın şişkinliği
  • Ciltte ve gözlerin beyaz kısmında sarı renk değişikliği (sarılık)
  • Beyaz renkli, kireç benzeri dışkılama
 
Nedenleri
 
Karaciğer kanseri, karaciğer hücrelerinin DNA'larında değişiklikler (mutasyonlar) geliştiğinde ortaya çıkar. Bunun bir sonucu, hücrelerin kontrolden çıkmaya başlayıp sonunda bir tümör, yani kanserli hücrelerden oluşan bir kitle oluşturmasıdır. Kronik hepatit enfeksiyonlarında olduğu gibi, bazen karaciğer kanserinin nedeni bilinmektedir. Ancak bazen karaciğer kanseri, altta yatan hastalığı olmayan kişilerde meydana gelir ve buna neyin sebep olduğu net değildir.
 
Risk Faktörleri
 
Primer karaciğer kanseri riskini artıran risk faktörleri şunları içermektedir;
 
  • Kronik Hepatit-B (HBV) ve Hepatit-C (HCV) enfeksiyonları. 
  • Siroz. 
  • Bazı kalıtsal karaciğer hastalıkları. Hemokromatozis (karaciğerde demir birikimi ile seyreden genetik bir hastalık) ve Wilson Hastalığı (karaciğerde bakır birikimi ile seyreden genetik bir hastalık) gibi kalıtsal karaciğer hastalıkları karaciğer kanseri oluşma riskini artırabilmektedir.
  • Şeker Hastalığı (Diabet). Kan şekeri  bozukluğu ve düzensizliğine sahip kişiler, diğer kişilere kıyasla karaciğer kanseri açısından daha yüksek riske sahiptir.
  • Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı. Karaciğerde yağ birikimi, karaciğer kanseri riskini artırmaktadır.
  • Aflatoksin maruziyeti. Aflatoksinler, kötü depolanan mahsuller üzerinde büyüyen küfler tarafından üretilen zehirlerdir. Tahıllar ve sert kabuklu yemişler gibi mahsullerde bulunabilir. 
  • Aşırı alkol tüketimi. 
 
Tanı
 
Tanı için öncelikli olarak hastanın öyküsü ve fizik muayene değerlendirilir. Ardından laboratuar testleri istenir. ( Tam kan sayımı, biyokimyasal parametreler, ve tümör belirteçleri). Ve radyolojik görüntüleme tetkiklerine başvurulur. Bunlar ultrasonografi (USG), Bilgisayarlı Tomografi (BT), Manyetik Rezonans (MR), Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) olarak istenebilir. Bu tetkikler sonucunda karaciğerdeki kitlenin başka bir organdan kaynaklandığı (metastaz) düşünülüyorsa endoskopi veya kolonoskopi istenebilir. Eğer ek odak yok ise esas olarak karaciğerden kaynaklandığı düşünülür. 
 
Tedavi
 
Karaciğer kanseri için tedavi planı hasta özelinde oluşturulur. Karaciğerdeki kitlenin çıkarılması, eğer kitle büyük veya çok sayıda kitle mevcut ise karaciğerin bir kısmının / yarısının çıkarılması işlemi de uygulanabilir. Bu cerrahi prosedürler laparoskopik (kapalı) veya açık teknikle gerçekleştirilebilmektedir. Operasyon sonrasında ise hastaya sistemik tedaviler (kemoterapi) uygulanabilir. İlerlemiş kanseri olan hastalar için ise bölgesel olarak tümör küçültücü işlemler uygulanabilir (kemoembolizasyon, embolizasyon). Tedavi planı hastanın yanıtına göre bireyselleştirilmeli ve modifiye edilmelidir. 
 
Karaciğer Kistleri
 
Karaciğer kistleri, nüfusun yaklaşık % 5'inde görülür. Bununla birlikte, bu hastaların sadece yaklaşık %5'inde belirti ortaya çıkar. Genel olarak kistler, sıvı içeren ince duvarlı yapılardır. Çoğu kist tektir, ancak bazı hastalarda birkaç tane mevcut olabilir. Genellikle iyi huyludurlar. 
 
Belirtiler 
 
Karaciğer kistleri ile ilişkili belirtiler, üst karında dolgunluk hissi, rahatsızlık veya ağrıyı içerir. Az sayıda hastada kist içerisine kanama meydana gelir, bu da ani ve şiddetli sağ üst kadran ve omuz ağrısına neden olabilir. Kanama kendiliğinden durur ve sonraki birkaç gün içinde ağrı düzelir. Karaciğer kistleri, karaciğerin işlev görme yeteneğini bozmaz. 
 
Tanı
 
Kist (ya da kistler) genellikle ultrason (USG) veya bilgisayarlı tomografi (BT) ile bulunur. 
 
Tedavi
 
Karaciğer kistleri için tedaviye ihtiyaç duyan tek hasta grubu belirti gösterenlerdir. Kistten bir iğne ile sıvının alınması etkili değildir çünkü kist birkaç gün içinde tekrar dolar. En iyi tedavi, kist duvarının büyük bir bölümünü çıkarmaktır. Bu cerrahi prosedür genellikle sadece 2-3 küçük kesiden oluşan laparoskopik (kameralı ameliyat) veya açık ameliyat ile yapılabilir. Çoğu hasta 2 hafta içinde tamamen iyileşir. Kistin tekrarlama riski çok düşüktür. 
 
Kistik Tümörler
 
Basit karaciğer kistlerinden farklı olarak, kistik tümörler aslında yıllar içinde kötü huylu hale gelebilen oluşumlardır. En sık görülen iyi huylu kistik tümöre kistadenom denir; onun habis versiyonu ise kistadenokarsinom olarak isimlendirilir. Kistik tümörlerin neden olduğu belirtiler, basit kistlerde görülenlerle aynıdır; dolgunluk, rahatsızlık ve ağrı. Karaciğer kan testleri, kanser gelişmedikçe genellikle normal kalır. Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi taramaları, hem sıvı hem de katı alanlar içeren kistik tümörleri gösteren en iyi görüntüleme çalışmalarıdır. Kötü huylu olma ihtimali nedeniyle kistik tümörler açık (laparoskopik/kameralı olmayan) bir ameliyatla tamamen çıkarılmalıdır. Ameliyat sonrası nüks oranı çok düşüktür ve hastalığın uzun dönem seyri çok iyidir.
 
Karaciğer Kist Hidatiği (Ekinokokkoz/Köpek Kisti)
 
İnsan ekinokokkozu, parazitlerin, yani Echinococcus cinsi tenyalarının neden olduğu zoonotik (hayvanlardan insana bulaşan) bir hastalıktır. Hastalar parazit yumurtaları ile kirlenmiş yiyecek ve sular ile enfekte olurlar ve parazit daha sonra iç organlarda larva (kurtçuk) aşamalarına dönüşür. 
 
Belirti ve Bulgular
 
Ekinokok ile insan enfeksiyonu, en sık karaciğer ve akciğerlerde ve daha seyrek olarak kemiklerde, böbreklerde, dalakta, kaslarda ve merkezi sinir sisteminde bulunan bir veya daha fazla hidatik kistin gelişmesine yol açar. Hastalığın asemptomatik (belirti göstermeyen) kuluçka dönemi, hidatik kistler klinik belirtileri tetikleyecek ölçüde büyüyene kadar uzun yıllar sürebilir; ancak enfeksiyon için tıbbi tedavi gören tüm hastaların yaklaşık yarısı, bu tedaviyi parazit ile ilk enfeksiyondan sonraki birkaç yıl içinde görmek durumunda kalır. Karaciğerde kistler oluştuğunda genellikle karın ağrısı, bulantı ve kusma görülür. Spesifik olmayan belirtiler arasında ise iştahsızlık, kilo kaybı ve halsizlik bulunur.
 
Tanı
 
Tanı içi ultrasonografik görüntüleme tercih edilen ilk tekniktir. Bu teknik genellikle bilgisayarlı tomografi (BT) ve / veya manyetik rezonans görüntüleme (MRI) taramaları ile tamamlanır ya da doğrulanır. Kistler radyolojik görüntülemelerle tesadüfen görülebilir. Parazite karşı vücudun geliştirdiği antikorlar farklı serolojik testlerle (parazite özgü antikorları tespit etmek için uygulanan kan testleri) tespit edilir ve teşhisi destekleyebilir. 
 
Tedavi
 
Tedavisi kistlerin durumuna göre kapsamlı cerrahi, girişimsel radyolojik yöntemler ve / veya uzun süreli ilaç tedavisini gerektirir. Kistik ekinokokkoz tedavisi için 4 seçenek vardır:
 
  • PAIR (Ponksiyon, Aspirasyon, Enjeksiyon, Re-aspirasyon) tekniği ile hidatik kistlerin perkütan tedavisi. (Bir iğne ve kateterle dışarıdan girilip kiste ulaşılıp, kist içeriği boşaltıldıktan sonra parazit öldürücü sıvılar enjekte edilip, yeniden içeriğin boşaltılması)
  • Cerrahi (Kistin cerrahi olarak çıkarılması)
  • Anti-parazitik ilaç tedavisi
  • “Takip et ve bekle” yöntemi. (Hastalığın ilerleme hızı ve gidişatı belli aralıklarla takip edilip, bu durumlara göre bir tedavi stratejisi uygulanması)
Tedavi seçimi, öncelikle hastalığın aşamasına özgü bir yaklaşımla kistin ultrason görüntülerine ve ayrıca mevcut tıbbi altyapı ve insan kaynaklarına dayanmalıdır.
 
Alveolar ekinokokkoz için, erken tanı ve radikal (tümör benzeri) cerrahi; ardından albendazol (anti-parazit ilaç) ile önleyici tedavi anahtar unsurlar olmaya devam etmektedir. Kitle benzeri oluşum sınırlıysa, radikal cerrahi tedavi edici olabilir. Ne yazık ki birçok hastada hastalık ileri bir aşamada teşhis edilir. Sonuç olarak, palyatif (hastalığı iyileştirebilmekten ziyade destekleyici ya da hayatta kalımı artırıcı) cerrahi, tam ve etkili anti-parazit tedavi olmaksızın gerçekleştirilirse, sık tekrarlamalar meydana gelecektir.