×

Bilgilendirme!

Söz konusu bilgiler kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

 
Pankreas Tümörleri
 
Pankreas, mide arkasında ve omurgaların önünde bulunan yaklaşık 16-17 cm uzunluğunda bir organdır. Kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye yardımcı olan hormonları ve besinleri parçalamaya yardımcı olan sindirim enzimleri üretir. Pankreas kanseri, daha çok erkeklerde görülen, ileri yaşlarda (40-85 yaş) ortaya çıkan, hızlı seyirli, kötü seyreden bir kanserdir. Risk faktörleri;
 
Sigara
Şeker hastalığı (diabetes mellitus)
Obezite
Uzun süreli yoğun alkol kullanımı
Kronik pankreas iltihabı 
Aile öyküsü
 
Çoğu zaman, pankreas kanseri, pankreas boyunca kanalları kaplayan hücrelerde başlar. İki tür pankreas tümörü vardır: ekzokrin tümörler ve endokrin tümörler. Ekzokrin tümörler, tüm pankreas kanseri teşhislerinin yüzde 95'ini oluşturur. Ekzokrin pankreas tümörlerinin tedavisi ameliyat, kemoterapi veya radyasyon terapisi veya bu terapilerin bir kombinasyonunu içerebilir. Endokrin tümörler daha az yaygındır, sadece pankreas tümörlerinin yaklaşık yüzde 5'ini oluşturur. Genellikle pankreas nöroendokrin tümörleri (NET'ler) veya adacık hücresi tümörleri olarak adlandırılırlar, pankreas boyunca dağılmış adacık (endokrin) hücrelerinde bulunurlar. Bu tümörler, ekzokrin tümörlerden daha iyi bir prognoza sahiptir.
 
Pankreas tümörlerinde belirtiler nelerdir?
 
Sarılık,
Karın ağrısı,
Bel, sırt ağrıları 
Bulantı – kusma, 
İshal,
Kötü kokulu dışkı,
Açık renkli dışkı,
Ateş,
İstemsiz kilo kaybı,
Genel halsizlik gibi semptomlar ortaya çıkabilir. 
 
Tanı 
 
Pankreas kanseri şüphesi uyandıran semptomların olması halinde, kan testleri, ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme testleri ve / veya endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) adı verilen bir endoskopik tetkiki içeren incelemeler yapılmalıdır. Bu testler, pankreasta bir kitle (büyüme) olup olmadığını ve kitleyi çıkarmak için ameliyatın mümkün olup olmadığını gösterir. Bazı durumlarda, kanser teşhisini doğrulamak için bir biyopsi gereklidir. Biyopsi, kitleden küçük bir doku parçasının çıkarılmasını içerir. Biyopsi görüntüleme eşliğinde iğne ile yapılabileceği gibi, ERCP veya endoskopik ultrasonografi (EUS) kullanılarak da elde edilebilir. Ancak sarılık gibi klinik bulguları olan hastalarda radyolojik olarak tümör görülüyorsa her olguda biopsi şart değildir.
 
Tedavi
 
Pankreas kanseri birkaç yaklaşımla tedavi edilebilir. Erken evre pankreas kanserleri genellikle ameliyatla tedavi edilebilir. Ameliyat prosedürü; pankreastaki kitlenin, pankreasın neresinde olduğuna göre değişir. Pankreas başında bulunan bir kanser için uygulanacak işlem ‘Whipple Prosedürü’ denen bir operasyondur. Bu operasyon sırasında pankreas başı, midenin bir kısmı, oniki parmak bağırsağı ve safra kesesi çıkarılarak yeni yollar yapılır. Kanser pankreas kuyruğunda ise pankreasın son kısmı dalak ile birlikte veya dalak bırakılarak çıkarılır. Ameliyattan sonra, "adjuvan tedavi" adı verilen ileri tedavi genellikle önerilir. Bu, kemoterapi ve radyasyon tedavisini içerebilir. 
Daha ileri evre pankreas kanserinde ameliyat mümkün değildir; pankreas kanseri genellikle teşhis edildiğinde ileri evrededir. Ameliyat mümkün değilse, kanseri küçültmek, semptomları azaltmak ve yaşam süresini uzatmak için radyasyon tedavisi, kemoterapi veya her ikisi de sıklıkla kullanılır.
 
Pankreas Kistleri
 
Pankreastaki bazı kistik yapılar ve bunların oluşumları genellikle iyi huyludur ancak bazıları "prekanseröz" olarak kabul edilebilirler (tedavi edilmezse, zamanla kanserleşebilir). Bu kistik yapılar görüntüleme yöntemleri ile takip edilmelidir. Bazı durumlarda, bu büyümeler tedavi gerektirmezken bazı durumlarda cerrahi tedaviye ihtiyaç doğabilir.  Pankreas kistleri, pankreasta büyüyen kese benzeri ceplerdir. Her biri farklı semptomları ve tedavileri olan birçok kist türü vardır. 
 
Seröz kistik neoplazmalar, pankreas kistlerinin %30’unu oluşturur. Seröz kist adenomlar, her zaman iyi huyludur ve büyük boyutta olması durumunda veya semptomatikse tedavi gerektirir. 
 
Müsinöz kistik neoplazmalar ise, müsin adı verilen jöle benzeri bir maddeyle dolu kistleri olan, yavaş büyüyen prekanseröz tümörlerdir. En sık kadınlarda görülür. Tedavi edilmezse kanserleşebilir. 
 
İntraduktal papiller müsinöz neoplazmalar (IPMN), pankreas kanallarında büyürler. IPMN'nin türüne veya konuma ve boyutuna bağlı olarak kanserleşme riskinin artabileceği durumlarda cerrahi olarak tedavi edilmeleri gereklidir. Bunlar, aşağıdaki gibi bulguları olan vakaları içerir;
 
Kistik yapıya eşlik eden nodül kısmında büyüme (>5mm) 
Ana pankreatik kanal > 10mm
Eşlik eden tıkanma sarılığı 
 
Ayrıca, yakın takip edilmesi gereken diğer özellikler: (worrisome features)
 
Kist ≥3 cm
Kist duvarında kalınlaşma ve kontrast tutulumu olanlar
Büyüme gösteren mural nodül <5 mm
Ana pankreatik kanal  5-9 mm
Lenfadenopati
Pankreatik kanal kalibrasyonunda ani değişim ve distalde atrofi 
2 yılda kist boyutunda  ≥5 mm artış
Ca19-9 düzeylerinde yükselme
 
Cerrahi  tedavi önerilmesi kesin olan hastalar:
 
Tüm ana kanal ile ilişkili IPMN ler
Yukarıdaki yüksek risk özelliklerini gösteren tüm diğer IPMN ler
Tüm müsinöz kistik neoplaziler
 
Pankreas kistleri genellikle bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) gibi radyoloji görüntülemeler sırasında tespit edilir ve sıklıkla endoskopik görüntüleme ile doğrulanır. Pankreas kistleri, bazı altta yatan kalıtsal bozukluklarla ilişkilendirilebilir ve polikistik böbrek hastalığı olan hastaların yaklaşık yüzde 10'unda görülür. BT, MR ve diğer testler, hangi kistlerin ameliyata ihtiyaç duyabileceğini daha iyi belirler. 
 
Cerrahi seçenekler, açık cerrahi, laparoskopik veya robotik yardımlı cerrahi gibi minimal invaziv seçenekleri içerebilir.